Anlatamamanın soyut bir yükü var, bunu da anlatamıyorum.
Göğüsüme çöken bir yorgunluk var. Yaşam ağırısı falan değil bu, sanki damlaya damlaya bir çukur oluşuyor içimde ama damlalar su değil, ateş.
Ve zaman geçmişe aktı,
boş bir çerçeveye dönüştü solgun yüzüm.
Boynumda ki dikiş izi.
Beni yangının ortasından alıp cehenneme koyan bir adama ruhumu mühürledim. Bu, noktası olmayan bir hikâye.
Bana hiçbir hatayı affetmemeyi ne yaparsan yap yanındayım deyip bıraktıktan sonra öğrettiniz, ben tüm çıkmaz sokaklarını ateşe vermiş bir kadınım şimdi.
Unutacağım ama affetmeyeceğim.
Çok güzel kızlar var. Saçları hiç yolunmamış, tırnakları hep düzgün, göz altlarında tek bir ten rengi farkı yok. Omuzları nasıl dik, geniş böyle. Sanki annesiz kalmamış hiç.
baba, benim ruhumda ki çatlaklardan çiçekler filizlenmiyor. baştan aşağı zehirim ben.
içim acıyor susmaktan.
Ve bir şiirin ilk cinayetiydim.
Seni öldürdükleri kadar çiçek koymayacaklar mezarına, sil o damlaları, hem çiçeklerde biraz ölüdür zaten.